Tarihten Ödüllü Fotoğraflar ve Hikayeleri
Demokan BAYRAKTAR

Demokan BAYRAKTAR

DEMO

Tarihten Ödüllü Fotoğraflar ve Hikayeleri

09 Ekim 2021 - 12:52 - Güncelleme: 09 Ekim 2021 - 14:00

 Pulitzer ödülleri, bir gazeteci olan Joseph Pulitzer'in kuruculuğunda 1917 yılında verilmeye başlandı. Birçoklarına göre alanında en saygın ödül olan Pulitzer'in ödül verdiği fotoğrafları overlok makinesi gibi ayağınıza getirdim çünkü bazı fotoğrafların Türkçe kaynağını bulmak neredeyse imkansız. 
 
 Pulitzer ödülleri ilk verilmeye başlandığında fotoğrafçılık dalında bir ödülü yoktu. Pulitzer, 1917 yılında verilmeye başlanıp ara ara kesintilere maruz kalarak 1942 yılına kadar fotoğraf kategorisi olmadan devam etti. İlk fotoğraf 1826 ya da 1827 yılında çekildiğine göre (Le Gras’ta Pencere Manzarası) ortada bir fotoğraf çekimi vardı, yani fotoğraf yoktu da verilmiyor denilemezdi. Ancak fotoğrafa günümüzdeki gibi veyahut 1942'deki gibi yaklaşılmıyordu. Fotoğraf, kimi olayların evrakı gibiydi. Yıllar geçtikçe fotoğraflar çarpıcılaştı, kendine alan yarattı. Fotoğrafın sanat olup olmadığı halen üniversite sıralarında tartışılan bir konu. Kimsenin tartışmadığı şey ise etkileyici fotoğrafların varlığı. Fotoğraf sanat mıdır değil midir onu başka bir gün değerlendirebiliriz fakat şimdi tarihte ödüllendirilmiş eski fotoğrafların bazılarını kronolojik sırayla inceleyelim:


 

Milton Brooks - Ford Strikers Riot. (1942, Pulitzer)

 

 1941 yılında Amerika'nın Detroit kentinde bulunan Ford fabrikasının işçilerinin maaş zammı taleplerinin reddinin ardından ortaya çıkan grevlerde, grevi önlemeye çalışan bir görevlinin saldırıya uğradığı anın fotoğrafı. Milton Brooks, görevlinin bir müddet daha şiddete maruz kaldıktan sonra kenara itilip greve devam edildiğini de tarihe not düşüyor. 

 

Frank Noel - "Water!" (1943, Pulitzer)

 

  Bir yerde denk gelmiş olma ihtimaliniz yüksek olan 1943 Pulitzer ödüllü Frank Noel'in çektiği ''Water!'' fotoğrafı. Fotoğraf hakkında hiçbir şey bilmeden ''keyfi yerinde bir fotoğrafçı tarafından fotoğrafı çekilen bir gariban'' diyebilirsiniz. Ben de öyle derdim fakat işin aslı o değil. 
 
 Tarih 1942, ocak. Pasifik savaşını fotoğraflaması için ajansı tarafından Singapur'a yollanmış bir fotoğrafçı, Frank Noel. Japonların saldırısı Singapur'a hiç beklenmedik bir anda geliyor. Şehir, kuyruğunu kıstırıp kaçma peşinde. Ölmek istemeyen Frank Noel, Burma'ya giden bir yük gemisine atlayıp kaçma girişiminde. Gemi denize açılıyor fakat Japon gemisinden fırlatılan torpido gemiyi alabora ediyor. Kamarasında mahsur kalan Frank Noel, odadaki en büyük ve en ağır cisim olan sandalyeyle kapıyı kırmaya çalışıyor. Frank Noel kapıyı kırıp çıkmayı başardığında, onunla birlikte gemiden sağ çıkmayı başaran bir avuç insan kaldığı gerçeğiyle yüzleşiyor. Birkaç denizci ve Frank, erzaksız şekilde cankurtaran botuna atlayıp kaçmaya başlıyor. Üç gün boyunca Hint okyanusunun ortasında ufak bir cankurtaran botuyla sürükleniyorlar. Üçüncü günde ufukta başka bir cankurtaran botu görünüyor. Bot yaklaşıyor, botun içerisinde perişan olmuş Hintli denizciler, su istiyor. Frank Noel ve arkadaşlarının verecek bir şeyleri yok. Frank bu esnada sıtma, açlık, susuzluk yüzünden bitik durumda, öleceğini düşünüyor. Fakat yine de kamerasına uzanıp su isteyen hintli denizcinin fotoğrafını çekiyor ardından iki bot birbirinden uzaklaşıyor. Frank Noel'in botu nihayet bir karaya ulaşıyor, Sumatra adası. Bottaki insanlar, Frank ve fotoğraf makinesi kurtuluyor. Hintli denizcilerden geriye kalan ise sadece bu fotoğraf, bir daha hintli denizcilerden haber alınamıyor.

 

Earle L. Bunker - Homecoming. (1944, Pulitzer)

 

  Yıl 1943. 16 aydır Amerika Birleşik Devletleri için cephede olan Yarbay Robert Moore'un ülkeye dönüşünü fotoğraflaması için Earle L. Bunker, gazetesi tarafından görevlendiriliyor. Tren garında 24 saat bekleyişinin ardından Yarbay Moore'un treni gara yanaşıyor. Yarbay trenden iner inmez fotoğrafta da görüldüğü üzere eşyalarını fırlatıp 7 yaşındaki kızı Nancy'e sarılıyor. Hemen yanı başındaysa eşini muhtemelen sevinç gözyaşları dökerken görüyoruz. Fotoğrafın, esasen, evine kavuşan her askeri temsil ettiği düşünülüyor. İnsanların kim olduğu belli değil, ülkeyi simgeleyecek bir tören, bir bayrak yok. Görülen sadece, her milletten her insanın hissedebileceği bir aile sevgisi.

 

https://en.wikipedia.org/wiki/Frank_Filan#/media/File:Tarawa_Island_by_Frank_Filan.jpg

Frank Filan - "Tarawa Island," (1944, Pulitzer)

 

  1944'te ödül verilen iki fotoğraftan ikincisi Frank Filan'a ait. Hikayesi oldukça etkileyici bir fotoğraf daha. Fotoğrafın kendisini değil, internet adresini bırakıyorum çünkü fotoğraf savaş sonrası yıkımın görüntüsü.. Hassas bir insansanız fotoğrafa bakmamanızı tavsiye ederim.

 Bir mercan adası olan Tarawa 2. Dünya savaşı sırasında Japonya'nın elinde bulunuyordu. Amerika Birleşik Devletleri, adaya bir çıkartma yapacaktı ve bir savaş muhabiri olan Frank Filan ABD ordusu yanında görevlendirildi. 

 20 Kasım 1943, Kanlı Tarawa muharabesi olarak da bilinen Tarawa savaşı başladı. Savaş inanılmaz bir vahşete sahne oldu ve sadece 76 saat sürdü. Adada bulunan neredeyse herkes öldü. Japonya İmparatorluğu'nun yaklaşık 4800 kişilik kaybına karşılık ABD donanmasından yaklaşık 1000 kişi hayatını kaybetti. ABD ordusu, şafak vaktinde başlattığı operasyonda, ancak öğlen saatlerinde adaya adım atabildi. Adaya ilk ayak basabilen ve sayıları çok az kalan ilk taburun içinde yer alan Frank Filan, hayatta kaldığı için şanslı sayılabilirdi. Ancak ekipmanlarının bazılarını karaya çıkmaya çalışırken kaybetmişti. Frank Filan, o anki kıyımın ortasında, fotoğrafçılık görevini bir kenara bırakarak mermiler etrafını sarmışken yaralı gördüğü bir denizciye yardıma koştu. Yardıma giderken bombaların oluşturduğu kraterlere girip çıktığından ekipmanları suya battı ve kullanılamaz hale geldi. Denizcinin hayatını kurtaran ve bu uğurda ekipmanları bozulan Frank Filan, sahil güvenlik görevlisinden fotoğraf makinesi ödünç alıp fotoğraflar çekmeyi başardı. Kanlı Tarawa savaşı fotoğraflarını özellikle yabancı kaynaklarda onlarcasını bulabilirsiniz. Savaş fotoğrafçılığı adına çok başarılı, insanlık adına fazlasıyla vahim görseller.

 Bir gazeteci tarafından verilmeye başlanan Pulitzer ödüllerinin hayatın zorlu süreçleri üzerine olması kaçınılmazdır. Gazetecinin işi budur. Günümüzde de aynı mantıkla Pulitzer ödülleri verilmeye devam etmektedir. 

Bu yazı 94 defa okunmuştur .

Son Yazılar